5 Nisan 2014 Cumartesi

Resmi Tarih, Gayri Resmi Tarih anlayışı üzerinden Tarih Okumaları nasıl olmalı?

"Mavi Alayın Öyküsü" diye bir yazı okudum bir blogda geçenlerde… Kaynakça olarak Radikal Gazetesi’nde yayınlanan Avni Özgürel imzalı bir yazı gösterilmiş.

Yazıyı okurken aklıma 2. Açgüzlüler savaşı sırasında Almanların tarafında savaşan Özbek Taburları aklıma geldi fakat yazıda başka bir şeyden bahsediyordu…

Ne acaba bu Mavi Alay meselesi diye üşenmeden şöyle bi tarama yaptım. Karşıma Karaçay Türkleri çıktı. Sonra Drau Nehri çıktı. Aziz Üstel yazmış. Fakat o da Avni Özgürel ile anynı sonuca vararak bağlamış konuyu…

Gençlik yıllarından beri tarihle uğraşan ve resmi tarih dışında bir tarih olduğunu ve geçekleri o tarihin yazdığını iddia eden arkadaşalar; önce tarih okumaya nerden başlanır onu öğrenmeniz gerekmez mi? Ne bu yahu kimler nereden kirletiyor insanların zihinlerini?
Resmi Tarihmiş, Gayriresmi tarih miş... Evet Türkiyede de bütün dünyada olduğu gibi bir Resmi tarih var. Ancak Tarih dediğiniz şey BELGE ile yapılır. O güvenmediğiniz Resmi Tarih size belgesi olmayan hiçbir şeyi yazmamaktadır.

İngilterede kütüphanede “bu evrak resmi tarih için kullanılmıştır” yazmaktadır demişti Murat Bardakçı televizyondaki programında. Fakat bir şeye dikkati çekmişti “Evrak Resmi Tarih yazımında kullanıldı diye yazıyor, aslında böyle bir vaka yok biz uydurduk demiyor…” diyerek.
Resmi Tarih yetişecek nesilleri için elzem gördüklerini yazar elzem görmediğini de Tarihi kendisine meslek edeinecek olanlara bırakır. Yani Resmi Tarihler olmayanı var Olanı yok gibi gösterme çabasında değildir.
Mesela "Lozanda saklanan gerçekler" diye bir safsata dolaşmakta ortalıkta. Buna inanan, öküzün altında buzağı arayıcıları kaçınız merak edip de Türkiye Büyük Millet Meclisi Lozan tutanaklarını okuma zahmeti gösterdiniz?

T.B.M.M. kurulduğu ilk günden bu yana Uluslar arası anlaşmaları kendi içinde tartışıp sonra onaylama yöntemini benimsemiştir... Yani Türkiye açısından Lozanın bağlayıcılığı Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin kabul ettiği Lozandır.  Şayet Mecliste tartışılan Lozan maddeleri içinde bir madde yoksa o zaman kimse zorla madde dayatamaz. O "Lozanın Gizli Madde"cileri de alır o bi taraflarından uydurdukları maddeleri yine uydurdukları yere duhul ederler...

Gelelim mevzuya;
Dedim ya konu hakkındaki yazıları şöyle bir karıştırayım diye, hepsi de Avni Özgürel'in Radikalde yazdığı bir yazıyı kaynak gösteriyorlar.

Avni Özgürel mi?
O'nun gösterdiği bir kaynak yok. Sadece "Her sene mayıs ayı sonunda Almanya'da yaşayan Müslümanlar mahiyetini fazla bilmedikleri bir anma töreni için Münih Camii'nde bir araya geliyor" diye yazıya başlıyor sonra da "Türkiye'de olanbitenleri hatırlayan, bilen kalmadı 'Mavi Alay'ı. Devletin 'derin' arşivinde onlarla ilgili bilgiler var kuşkusuz; ancak, Ankara suçluluk duygusuyla unutulmasını istiyor 1945 faciasının…" diye yazıyor.
Kaynak?
Yok.
Peki Avni Özgürel kim? Ve bu yazıyı neden 2003'te yazmış?

http://www.kafkasevi.com/index.php/article/detail/218

şu yazıya bakacak olursak Avni Özgürel olayı ne kadar çarpıtıyor?

Peki neden, kimin işine yarar bu çarpıtma?

Peki “Boraltan Köprüsü” olayını kaçımız bilmekteyiz?
Hani şu Sovyetlerden kaçan, Aras üzerindeki Boraltan Köprüsünü geçerek İnönü Türkiyesine sığınan ve fakat Sovyetler ile diplomatik ilişkiler kaygısı ile geri iade edilen Azeri Türklerinin olayı…

Yine Avni Özgürel imzalı yazıya bakacak olursak “Bizi Ruslar öldüreceğine siz vurun” diye bağırdıklarından bahsetmektedir. Aynı ifade Boraltan Köprüsü olayında karşımıza çıkmakta.

Avni Özgürel, Mavi Alay ile Boraltan Köprüsü olayını harmanlayıp neden yeni bir olay yartama gayretine gitmiştir?
Hangi türübüne oynamaktır bu?

Sözün Özü Resmi Tarih diye bir şey vardır ve hep olacaktır. Anlaşılması gereken ve bizdeki bazı Tarih Pazarlamacılarının işine gelmeyen Resmi Tarih yalan söylemez.




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder