"Mavi Alayın Öyküsü" diye bir yazı okudum bir
blogda geçenlerde… Kaynakça olarak Radikal Gazetesi’nde yayınlanan Avni Özgürel
imzalı bir yazı gösterilmiş.
Yazıyı okurken aklıma 2. Açgüzlüler savaşı sırasında
Almanların tarafında savaşan Özbek Taburları aklıma geldi fakat yazıda başka
bir şeyden bahsediyordu…
Ne acaba bu Mavi Alay meselesi diye üşenmeden şöyle bi
tarama yaptım. Karşıma Karaçay Türkleri çıktı. Sonra Drau Nehri çıktı. Aziz
Üstel yazmış. Fakat o da Avni Özgürel ile anynı sonuca vararak bağlamış konuyu…
Gençlik yıllarından beri tarihle uğraşan ve resmi tarih
dışında bir tarih olduğunu ve geçekleri o tarihin yazdığını iddia eden
arkadaşalar; önce tarih okumaya nerden başlanır onu öğrenmeniz gerekmez mi? Ne
bu yahu kimler nereden kirletiyor insanların zihinlerini?
Resmi Tarihmiş, Gayriresmi tarih miş... Evet Türkiyede de
bütün dünyada olduğu gibi bir Resmi tarih var. Ancak Tarih dediğiniz şey BELGE
ile yapılır. O güvenmediğiniz Resmi Tarih size belgesi olmayan hiçbir şeyi
yazmamaktadır.
İngilterede kütüphanede “bu evrak resmi tarih için
kullanılmıştır” yazmaktadır demişti Murat Bardakçı televizyondaki programında. Fakat
bir şeye dikkati çekmişti “Evrak Resmi Tarih yazımında kullanıldı diye yazıyor,
aslında böyle bir vaka yok biz uydurduk demiyor…” diyerek.
Resmi Tarih yetişecek nesilleri için elzem gördüklerini
yazar elzem görmediğini de Tarihi kendisine meslek edeinecek olanlara bırakır. Yani
Resmi Tarihler olmayanı var Olanı yok gibi gösterme çabasında değildir.
Mesela "Lozanda saklanan gerçekler" diye bir
safsata dolaşmakta ortalıkta. Buna inanan, öküzün altında buzağı arayıcıları
kaçınız merak edip de Türkiye Büyük Millet Meclisi Lozan tutanaklarını okuma zahmeti
gösterdiniz?
T.B.M.M. kurulduğu ilk günden bu yana Uluslar arası
anlaşmaları kendi içinde tartışıp sonra onaylama yöntemini benimsemiştir... Yani
Türkiye açısından Lozanın bağlayıcılığı Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin kabul
ettiği Lozandır. Şayet Mecliste
tartışılan Lozan maddeleri içinde bir madde yoksa o zaman kimse zorla madde
dayatamaz. O "Lozanın Gizli Madde"cileri de alır o bi taraflarından
uydurdukları maddeleri yine uydurdukları yere duhul ederler...
Gelelim mevzuya;
Dedim ya konu hakkındaki yazıları şöyle bir karıştırayım diye,
hepsi de Avni Özgürel'in Radikalde yazdığı bir yazıyı kaynak gösteriyorlar.
Avni Özgürel mi?
O'nun gösterdiği bir kaynak yok. Sadece "Her sene mayıs
ayı sonunda Almanya'da yaşayan Müslümanlar mahiyetini fazla bilmedikleri bir
anma töreni için Münih Camii'nde bir araya geliyor" diye yazıya başlıyor
sonra da "Türkiye'de olanbitenleri hatırlayan, bilen kalmadı 'Mavi Alay'ı.
Devletin 'derin' arşivinde onlarla ilgili bilgiler var kuşkusuz; ancak, Ankara
suçluluk duygusuyla unutulmasını istiyor 1945 faciasının…" diye yazıyor.
Kaynak?
Yok.
Peki Avni Özgürel kim? Ve bu yazıyı neden 2003'te yazmış?
şu yazıya bakacak olursak Avni Özgürel olayı ne kadar
çarpıtıyor?
Peki neden, kimin işine yarar bu çarpıtma?
Peki “Boraltan Köprüsü” olayını kaçımız bilmekteyiz?
Hani şu Sovyetlerden kaçan, Aras üzerindeki Boraltan
Köprüsünü geçerek İnönü Türkiyesine sığınan ve fakat Sovyetler ile diplomatik
ilişkiler kaygısı ile geri iade edilen Azeri Türklerinin olayı…
Yine Avni Özgürel imzalı yazıya bakacak olursak “Bizi Ruslar
öldüreceğine siz vurun” diye bağırdıklarından bahsetmektedir. Aynı ifade
Boraltan Köprüsü olayında karşımıza çıkmakta.
Avni Özgürel, Mavi Alay ile Boraltan Köprüsü olayını
harmanlayıp neden yeni bir olay yartama gayretine gitmiştir?
Hangi türübüne oynamaktır bu?
Hangi türübüne oynamaktır bu?
Sözün Özü Resmi Tarih diye bir şey vardır ve hep olacaktır.
Anlaşılması gereken ve bizdeki bazı Tarih Pazarlamacılarının işine gelmeyen
Resmi Tarih yalan söylemez.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder