15 Aralık 2013 Pazar

Müştak Baba ve Meşhur Şiiri Üzerinden Türkiye Siyaseti Hakkında Bir Düşünce

Müştak Baba 19. yüzyılda yaşamış bir Hurufi şairdir. Hurufiliğin ne olduğunu belirtmeye sanırım gerek yoktur. Derler ki “Nostradamus’un kehanetleri, Müştak Baba’nın yazdıklarının yanında basit bir masal gibi kalır”. Müştak Baba 1820’lerde yazdığı bir şiirin şifreleri çözüldüğünde Ankara’nın Payitaht yani başkent olacağını yazdığı görülmektedir. Yine aynı şiirde bu durumun 100 yıl kadar süreceği ve Payitahtın İstanbul’a geri döneceği Ankara’nın ise bir sınır kenti olacağından bahseder.

şiirin Ankara kısmı için
http://www.omerfarukdincel.com/viewpage.php?page_id=119&sub=6&phpMyAdmin=Bu%2C1kfOjqla7fE8rTpLMdowsT17
(bu verdiğimiz linki sadece şiiri görmeniz açısından dağerlendirin. Zira site sahibinin konumuz ile ilişiği sadece şiire sitesinde yer vermiş olmasıdır...)

Gaybı yalnız Allah bilir. Yalnız bizim Neo-Osmanlıcılar Müştak Babayı yeni keşfetti ve pek bir sevdiler. 100 yıllık tarihimizde olup biten tüm olayları Müştak Baba’da arar oldular. 2012’de Türk Ordusunun “Kuzey Irak”a (doru ifade Irak’ın Kuzey Bölgesi) operasyon yapmasını bile haber verdiğini ilan ettiler. Halbuki Irak’ın Kuzeyine Türk Ordusu 80’lerden beri zaman zaman operasyon yapmıştır. Bunu göz ardı etmekteler. İstanbulun yeniden başkent olacağını bildiriyor diye olsa gerek. Ancak göz ardı ettikleri bir şey ise şiirin devamında gizli.
Der ki şiirin devamında Müştak Baba İstanbul yeniden başkent olacak ve ANKARA BİR SINIR KENTİ olacak.
Bu biraz olsun tüylerinizi ürpertmiyor mu?
Ankaranın bir sınır kenti olması demek ne demek acaba hiç o beyinlerinizde soru işaretleri uyandırmıyo mu?
Peki Ankara’nın sınır kenti olması için gereken şartlar nelerdir?

Bir şifreci daha çıkmıştı hatırlayın Ömer Çelakıl. Birkaç yıl kadar önce katıldığı bir programda Ortadoğu Coğrafyasında bir büyük savaştan bahsetmişti. Bunun bir Dünya Savaşı mı olduğu iddiası büyük bir iddia olur ancak bir Türk-İsrail savaşı olma ihtimali yüksek demişti. Hatta savavaşın başlangıcının Suriye üzerinden olacağını iddia etmişti. Bu nedenledir ki Arap Baharı denen fırtınanın sonun da Gelip Suriye’ye dayanması ve bir türlü Suriye’nin durumu diğer bahar yaşayan ülkeler gibi kısa sürede sonuçlanmaması, Türkiye Hükümeti’nin krizde Teröristçe hareket eden muhalif kanada gizli ya da açıktan destek veriyor olması bu konuda beni baya endişelendirmişti. Hala Türkiye’de haber kanalları, haber programları Suriye’deki muhaliflerin tarafına bir haber yaptığı zaman aynı endişeleri yaşıyorum.
Gerçekten bu kehanet doğru mu?
Yani Suriye üzerinden bir Türk-İsrail Savaşı yaşanır mı? Bunu zaman gösterecektir.

Ancak konumuza tekrar geri dönecek olursak “Ankara’nın başkent olacağını bilen Müştak Baba geleceği gördü İstanbul başkent olacak” diye kitaplar yazan zihniyet peki şiirde bahsi geçen ANKARA’YI nasıl olacak da BİR SINIR KENTİ yapacaksınız?

Not: Başta kullanmış olduğumuz resim Hurufiliğin kurucusu olduğu rivayet edilen ve 1393 yılında Timurun oğlu ve Nahçivan yöneticisi Miranşah tarafından idam edilen Fadlullah Hurufi'ye ait bir tasvirdir.

9 Aralık 2013 Pazartesi

Nasıl bir kindir ki Türk’e duyduğunuz?

Nasıl bir kindir ki Türk’e duyduğunuz? Daha bir iki yıl önce seçim meydanlardan muhalefet partisi liderine “soyundan haber ver soyundan…” diye haykırırken hamileriniz acaba sizin soyunuz adı ne idi?
Şimdi bu soru dönüp dolaşıp gelse size birileri ““soyundan haber ver soyundan…” dese cevabınız ne olurdu?
Bana bu soruyu soracak adama bu yaşa geldim geçmişte yaşadıklarım versin sana cevabı der geçmişteki eylemleri, çıktığımız meydanları ve gelecek için kurduğumuz ONURLU ve MİLLİ ŞUURLU hayallerimizi gösterirdim.
Keser döner sap döner demişler beyler “soyunuzdan haber ver soyunuzdan…”
Biriniz kalkıp “TÜRK diye bir ırk yok” diye gevelemede, bir diğeriniz kalkıp “Uygur Türkleri teröristtir…” demede.
Hadi bir nebze olsun Araplaştığınızdan dolayı Türklüğü unutmuş olabilir ve yok sayıyorsunuz derim ama kime terörist dediğinizi biliyor musunuz efendiler?
Geçen gün Çok saygıdeğer bir rektörümüz bu ifadeyi kullanarak üniversitede yapılmak istenen bir Doğu Türkistan etkinliğini iptal etti. Acaba bu çok saygı değer hocamız (!) kendisini hangi kategoriye koymaktadır ki tarihini, hangi millete mensup olduğunu bilmediği bir toplum için “teröristtir” ifadesini kullanmakta çekince göstermemektedir. Bir yıldır başında bulunduğu üniversite çok büyük yolsuzluklarla adı anılmakta iken acaba okul gündemini değiştirmek ve hamilerini dolayısıyla da İşgalci Çin devletine yaranmak için mi bu ifadeyi kullanmıştır yoksa gerçekten Tarih bilgisinden yoksun mudur?
Bilindiği üzere Doğu Türkistan yani Türk Milletinin Ata Yurdu özellikle 18. Yüzyıldan itibaren çeşitli dönemlerde Çin işgaline maruz kalmıştır. Bu işgallerin sonuncusu 1949 yılında Stalin’in de desteği ile gerçekleştirilmiş ve Hürriyet Lideri Osman Batur idam edilerek şehit edilmiştir.
Yani Bu çok saygılı Hocamızın “terörist” addettiği toplum 1949 yılından beri işgaldeki yurtlarını savunmaya çalışmaktadırlar. Tıpkı 1919 yılında Anadolu’da gerçekleşen Milli Mücadele gibi.
Bu durumda adama sorarlar “peki hocam Doğu Türkistan Mücahitlerinin vermiş olduğu bu mücadeleye terörizm adını veriyorsanız size göre Kuvvay-ı Milliye hareketi de bir terörist hareket miydi?”
Bu soruya cevabınız hayır ise neden 1949 yılında vatanları işgale uğramış Doğu Türkistan halkına “terörist” yaftası yapıştırıyorsunuz?
Yok eğer cevabınız evet olacaksa siz hangi hareketin oluşturmaya çalıştığı bir sistemin ürünü olan üniversitelerin birinin üstelik de o hareketin önderinin bizzat kurdurmuş olduğu bir okulun yöneticisi konumundasınız?
Evet, Gazi Üniversitesi Rektörü geçtiğimiz günlerde okulunda yapılmak istenen Doğu Türkistan etkinliğini iptal etme gerekçesi olarak Uygur Türkleri “teröristtir” ifadesi kullandı. Nerden talimat aldığını tartışmaya sanırım gerek yoktur. Zira Çin ile neredeyse akraba olmak üzereyiz...

Eşkiya diyorsun bize kendi evinde şakiye gül atarken
Biz esir bir vatanı savunmadayız sen vatan satarken...-V.K-