9 Ocak 2012 Pazartesi

Gündemimi Geri İstiyorum…

Peki, hangi gündem?

Şike operasyonları…

Yok yok Fransa’nın ‘geçirdiği’ yasa mıydı? O da değildi sanırım…

Ermeni meselesi miydi gündem? Yok o geçen seneydi galiba.

Otuz beş kaçakçının öldürülmesi miydi gündem?

Kesin Ergenekondu o zaman. O damı değildi.

Bayağı kafam karıştı.

Demokrasiye müdahale planıydı sanırım. Yok kağıt parçası demeyeceğim. Zira kağıt parçası dedin mi hemen olmasa da gafil bir anında tepene biniveriyorlar. Yine de gündem bu olmaması gerekir.

Biz bu kısır döngülerle uğraşırken birileri hemen altımıza kuyu kazıyor. Evet Akdeniz çanağında başlayıp doğuya doğru ilerleyen bir fırtına var. Maalesef Müslüman dünyanın tam kalbine bir hançer gibi yerleşmekte olan tapınak şövalyeleri meydana çıktı çektiler kılıçlarını.

Bu sefer durumu kendi lehine çevirmeye çalışan “Haçlı Ordusu” Müslüman dünyaya direk saldırmak yerine birbirlerine kırdırarak zayıflatma politikası gütmekte. Bunun içinde harici ve dahili bedhahları çok iyi kumanda etmekte. Demokrasiye müdahale, darbeye teşebbüs, balyoz veya Fatih Camiine saldırı planı bahaneleri ile 21. Yüzyılın Kılıçaslanı olabilecek Türk Ordusunun komutanları suni gündeme kurban edildi sanırım.

Garip olan şu ki bu Kılıçaslanlar maalesef kendi halkının gözlerinde de mahkûm. Ruhuna rahmet 12 Eylül, ruhuna rahmet 28 Şubat…

12 Eylül gelene kadar hangi bir Türk vatandaşının TSK ile bir problemi vardı? Ama 12 Eylül öyle bir çöktü ki Türk Milletinin üstüne

“Hep sev derdin peygamber ocağı denen yeri
  Coşkuyla anlatırdın destanlaşan neferleri
  Bir Eylül şafağında onlar asınca beni
  Kin doku, nefret büyüt sevgiler yerine annem”
diye şiirleri okuduk. TSK kendi milletinin gözünde artık bir cellat, bir işkence kurumu, bir millet düşmanı haline gelmeye başladı. Ardından tam kara eylülleri unutmak üzereyiz derken bir 28 Şubat yaşadık ki tanklar üstümüzden geçti. Birileri balans ayarı yapıyordu da kim kime balans vermekteydi acaba. İrtica mıydı gerçekten tehlike yoksa TSK içerideki bedhah mı olmaya başlamıştı. Zira Anadolu insanı için inanç her şey demek ise ve Millet inancı her şeyin üstüne koymuş ise gerçek tehdit kimdi?

Hem 12 Eylül hem de 28 Şubat acaba orduyu milletin gözünde terhis edip Türk Milletini ordusuz bir millet olmaya alıştırmak mıdır plan? Aslında ne de güzel alıştırılıyoruz değil mi son 50 yıldır birtakım oyunlara. Önce kesin kırmızı çizgimiz dediğimiz şeyler yine kendi içimizden birileri vasıtası ile pembeleştirilip sonraki aşamada bembeyaz yapılıyor sanırım.

Peki sorulması asıl soru bütün bunlar 21. Yüzyılın Tapınak Şövalyelerine bir hizmet ise bu tapınakçıların derdi ne? Bunların derdi sadece enerji kaynakları mı?

Bence dert 1970’lerden beri tıkanma eğiliminde olan kapitalist sistemin açılması için bir düşman ve adına dünya savaşı denilen yeni bir vahşet gerekmekte. Bunu zaten o modern diye adlandırdığımız Batının tepesindekiler en yetkili ağızlardan dillendirmeye başladılar. Bu plandaki savaş ise korkarım İran üzerinden kurgulanıyor…

Özür dilerim sanırım gündemimizde Türk Futbolundaki Şike Operasyonu vardı.

Kendi kafamın karışıklığı ile sanırım sizin de kafanızı karıştırdım. Herkese bol “şikeli” günler diliyorum...