10 Mayıs 2013 Cuma

Kaypaklığımız - Omurgasızlığımız...


Hey Allahım her demde kimleri nelere layık kılıyorsun. Kendi omurgasızlıklarına bakmadan millete “omurgasız” damgası yaftalayanları musluğun başına geçirdin ya vardır elbet bir bildiğin…
Bugün (9 Mayıs 2013) hayatımda bana duyup duyabileceğim en büyük küfürün edildiği haberi verildi. Sövmek demiyorum dikkat ederseniz, küfür diyorum…

Bilenler bilir ben o Sinli Kaflı cümlelere dilimize yanlış yerleştiği şekliyle “küfür” demekten imtina ederim. Kötü söz anlamında “sövme” kelimesini kullanmayı daha çok tercih ediyorum.
Bunu özellikle belirttim ki bu gün bana iletilenin düpedüz “küfür” olduğunu düşünmemden dolayıdır. Bize “rüzgarın estiği yöne giden adam” denilmiş bir ortamda…
Bunu söyleyen kişi için “Anama sövseymiş keşke” dedim. “Rüzgarın estiği yönde olmanın nasıl bir şey olduğunu bilseydik bugün birilerine yalakalık yapar, birilerini otorite kabul edenleri başımıza tac eder o pastadan payımızı almaya bakardık. Memleket, Millet çok da umrumuzda olmazdı, ÇEKimize CÜZDANımıza bakardık…” dedim.
Fakat ne mutlu ki; biz durmamız gereken hali 12 Eylül darbecilerine zamanında methiyeler düzen ama sonradan güncel konjonktür rüzgarı tersine çevirdiğinde 12 Eylülcüleri yargılayacağını iddia edenlerden değil de bizzat ömrünü Türklük davasına vakfetmiş, bu uğurda yıllarını, yaşlarını, yaşamlarını kaybetmiş insanlardan öğrendik. Taş Medresenin havasını soluyan, Taş Medrese tedrisatından geçen, Taş Medresede olgunlaşanlardan öğrendik biz omurganın ne olduğunu.
Kişisel menfaatlerimiz için yapmadıklarımızı yaptık, yaptıklarımızı yapmadık demedik çok şükür. Dün Beka Kamplarında komunizm için silahlı nefer olarak eğitim alıp da bugün neo-libaral kesilen birileri gibi de olmadık hamdolsun.
Ne inkar ettik dün yaptıklarımızı, ne haksızlık karşısında susup dilsiz şeytan olduk. Çizgimizi değiştirmeden büyük bir hareketin iki farklı yorumunun arasında kaldık, gidip gelmemizde okadarla sınırlı. Bekadan gelip de yüksek tirajlı kapitalist yayınlara hükmeder gibi olmadan…
“Bana dostunu söyle sana kim olduğunu söyleyeyim” sözünden yola çıkarak dostlarımız çok şükür kendisini Türklük Davasına büyük insanlardır… Ve onların vatan bayrağını devraldıkları ve dahi onların da Vatan Bayrağını devraldıklarıdır. Allaha bin kere şükürler olsun ki bizim kaypaklık mesafemizi aynı davanın yorum farklılıkları arasında gidip gelmek olarak nasip etmiş.



3 Mayıs 2013 Cuma

Selam Sana Dirilişin Büyük Günü


Bugün 3 Mayıs.
Türkçülük Tarihinde önemli bir gün olan 3 Mayıs 1944 hareketinin yıl dönümüdür.
Kendi vatanında, milletine olan, bağlılığı en açık şekilde ifade eden insanlar maalesef bu sevgisinin bedelini en ağır şekilde ödemişlerdir. Millet ve vatan sevgilerini açık şekilde dile getiren Türk milliyetçileri tabutluk olarak adlandırılan ve tepelerinde 1500’lük ampullerin yandığı kırk santim genişliğinde, elli santim uzunluğunda ve iki buçuk metre yüksekliğinde beton oyukların içinde olmadık işkencelere maruz kalmışlardır.
Tarih, her zaman haklı olanların hakkını zaman içinde kendilerine iade ederken, haksız olanları tozlu ve kara sayfalarındaki çöplükte kokuşmaya terk etmiştir.
Tabutluklarda işkencelerle başlayan bu yolda öncü olan 23 dava adamı ve onların yetiştirmiş, yeşertmiş olduğu fidanlar bugün haykırmaktadır ki; haklı olmak rüzgarın estiği yöne savrularak Açgözlüler (Dünya) Savaşının gidişatına göre tavır alııp insanları inandıkları değer uğruna budamak değildir.
Haklı olmak önce Almanla flört edip, sonra Sovyetler’e göz kırpıp en nihayetinde Marshal’ın dolarlarını alabilmek için Truman Doktrinine kumalık yapmak da değildir.
Haklı olmak yüzyıllar öncesinden yüzyıllar sonrasına  hür ve hükümran bir milletin evladı olduğunu bilmek, bu millet birilerinin yatağına kuma olmasın diye ömür harcamak, sonu ölüm olsa bile bu davadan vazgeçmemektir. Kuma olmaya meraklı insanları bu milletin başından uzak tutmaya çalışmaktır haklı olmak.
3 Mayıs 1944 tarihi, Türk Milliyetçileri için bir dönüm noktası olduğu kadar bir hareket noktası da olmuş ve bu tarihten günümüze kadar Türkçüler tarafından Türkçülük Günü, Türkçülük Bayramı gibi isimler ile kutlanmaktadır.
Bugün dünya üzerinde yaşayan bütün Türk Yurtlarının içinde bulunduğu durum iyi değerlendirildiğinde Milliyetçi bir iradeye şiddetle ihtiyaç olunduğu su götürmez bir gerçektir. 
Bu şuurla yetiştiğimiz ve bu şuuru yaşadığımız, buna tüm kalbimizle inandığımız ve bu inancımızın bizi yaşattığı bu büyük gün, Türk Milliyetçilerinin Türkçülük Bayramı Kutlu Olsun.