10 Mart 2012 Cumartesi

Kahraman Ecdad ile Küresel Efendiler Arasında Türkiye


Bir furyadır kopuyor bu aralar. Fetih 1453.
Tam üç senedir beklediğim bir şeyi birileri daha yeni keşfetti. Madem bu kadar hevesli idiniz de Faruk Aksoy’a icara gelirken nerelerdeydiniz diyiveresi geliyor insanın riyakarlığı karakter edinmişlere. 

Hani insan denir mi böylelerine bilmiyorum ama karakterlerini ortaya koyuyorlar. Amaçları gerçekten filmi konuşmak mı yoksa filmin üzerinden bastırılmış bir takım düşmanlıklarını kusmak mı belli olmayan insanlar bu gün bas bas bağırmaktalar. 

Bir de “Kahraman Ecdad” savdalıları var kuru kuru. “Biz Fatihlerin nesliyiz.” Tamam anladık Fatihlerin neslisiniz de ne yaptınız ona layık olabilmek için gidip filme gaza gelmekten başka?

O kahraman ecdaddı 21 yaşında dünyaya kafa tutup ordular dize getirdi ve hükmetti. Peki kahraman ecdadcılar siz ne yapıyorsunuz ona buna uşaklık etmekten başka. Ecdad kahraman ama güncel efendiler daha kahraman değil mi? Ecdad kahraman idi ama otorite, İsrail değil mi? 

Birileri TL tartışıyor birileri 4+4+4 tartışıyor velhasıl Dünyaya hükmettiklerini sanan Efendilerin çıkarlarına ters düştüğü için sıfır sorun politikası gütmeye çalıştığımız komşularımızdan birinin neredeyse en büyük düşmanı oluverdik.

Ne mi demeye çalışıyorum son iki yılın TRT haber bültenlerini bir arada aka arkaya koyup izleyin eksenimiz mi kaymış yoksa omurgamız mı?

Her şey güllük gülistanlıkken enseye tokat bir yerlere parmak dostumuz Esad bir sabah uyanınca bir baktık ki düşman. Aaa hayret insanlık düşman Esad. Noldu daha dün “kardeşim Beşar” idi bugün “bak sabrimiz taşmaya başladı” konumuna geliverdik. 24 saatte ne değişti yahu diye sormaya bile fırsatımız olmadan aylarca Suriye –hani şu stad açılışı için Fenerbahçeyi seferber ettiğimiz dost ülke- ile birden savaş boruları öttürür hale geldik. 

Sivil arap halkı mı derdimiz yoksa Kahraman Ecdad’a öykündüğümüz bugünlerdeki küresel efendilerimiz mi? Hatırlayın bir dış işleri bakanı vardı “ortadoğuda 22 ülkenin sınırları yeniden çizilmeli” diyen. Libyayı belirlediler. Hatırlayın Rahmetli Kaddafi “sivil halkı öldürüyordu” da Fransa sivil halkı Nato desteği ile kurtarmıştı. Hiç kimse de sormamıştı ki silahlanmış milis kuvvetler ne kadar sivil halktır diye. Şimdi de Esad “sivil halkı” öldürüyor. Hanginiz soruyor silahlı milisle ne kadar sivil halk diye.

Libya için Fransa bu işi yapabilecek en iyi kuvvetti, Suriye içinse Türkiye’den başkası düşünülebilir mi? Peki Türkiye de yıllardır bir mücadele vermekte. Esad derdest edildikten sonra sıra bu 22 ülkenin hangisinde. Türkiye’de olmadığını kim garanti edebilir. Bilindiği üzere Türkiye’de yıllardır bir mücadele içinde. Kim garanti edebilir ki yarın “Türkiye sivil halkı katlediyor” durumu ile karşı karşıya kalmayacağını.

Anlatmaya çalıştığım mesele Arap Baharı, Yazı falan değil. Mesele başlamakta olan yeni bir Soğuk Savaşın aktörlerinin ve figüranlarının konumlarını almakta olması. Yine bilindiği gibi Rusya, Gürcistan savaşında tavrını net olarak koydu “sakın benim arka bahçeme girmeyin.” Suriye de eski Sovyetlerin arka bahçelerinden. Bu nedenle hemen yıllardır kullanmadığı Suriyedeki bir deniz üssünü faaileyete geçirdi. Bu noktada sormamız gereken TRT’nin haber bültenlerinde neredeyse Türkiye’nin Suriye’ye müdahalesini Türk Halkı nezdinde meşrulaştırmaya çalışmasını da göz önünde bulundurduğumuzda Biz birilerine arka bahçe olmaya mı hevesliyiz. 

Peki Fetih 1453 üzerinden Kahraman Ecdad öykünücülüğü yapanlar sizler arka bahçeliği ne kadar içinize sindirebileceksiniz?