14 Mayıs 2016 Cumartesi

Kavramlarla Beyin Bulandırmak:TANRI DEĞİL ALLAH VARDIR

“TANRI DEĞİL ALLAH VARDIR O EN GÜZEL İSMİ İLE ALLAHDIR”
Bu ifade sosyal medyada paylaştığım bir yazının altına yapılan bir yorumdan alıntıdır.
Kendini Türk Milliyetçisi olarak adlandıran birçok gencin kafasındaki karışıklığın, affedersiniz bulandırılmışlığın bir tezahürü bu kavram.
Bir başka kavram kargaşası ise Müslüman=Türk yada Müslüman olmayan Türk değildir gibi bir tezi savunan İsmet Özel Ekolüdür. Bu ekolün kavram kargaşası bambaşka bir boyuttadır. Türklüğü bir kan, gen veya soy kavramından öte bir yere konumlandırmaktadır. Bu tez inancı bir milli kavrama dönüştürerek bütün Müslüman milletleri Türk kabul etmektedir. Bu da akla bir şeyi getiriyor; Milli Din. Milli din kavramı sadece Yahudilik’te bulunan bir kavramdır. Bu kavram da kendilerinin Tanrı tarafından seçilmiş kavim oldukları inancından gelir. Müslümanlık ise bir inançtır ve en önemli reddiyesi de “seçkinci”liğedir.
Biz tekrar başta belirttiğimiz “Yaratıcıyı” nasıl adlandıracağımız konusuna dönecek olursak öncelikle Türk Gençliğinin bu kavramları tam manası ile algılamasını sağlamamız gerekiyor.
Kavramları netleştirebilmek için kelimelerin etimolojik yapısına tam manasıyla hakim olmak gerekir. Değilse fikirleri bulandırmaktan veya başka bir gayeye hizmet etmekten başka bir işe yaramazsınız. Türkiye’de Arapça dil etimolojisine hakim kaç insan vardır acaba? “Allah” kelimesi nasıl ortaya çıkmıştır? Bu soruya El-İlah ile cevap vermek yeterlimidir? Arapçadaki “El” takısını İngilizcedeki “The” gibi algılayabilir miyiz? Yani önüne geldiği ismi özelleştiriyor mu? Peki Allah kelimesini İngilizceye çevirirken “The God” olarak mı çeviriyoruz, yoksa sadece “God” demek yetiyor mu?
God yani İlah ne demek? İlah “Kendisine Tapınılan...” dersek yanılmayız sanırım.
Bu sorulara girdim zira Türkçede “El” yada “The” takılarını karşılayacak bir takı yok. Sözlüklere baktığınızda ise karşınıza İlah=Tanrı=Yaratıcı kelimeleri çıkıyor. Bizim buradaki kafa karışıklığımız daha doğrusu Araplaşmayı din zanneden, kavmiyetçiliği ortandan kaldırdığını zannedenlerin, gelecek nesillerin kafasını bulandırmak adına hizmet edenlerin “Tanrı” kelimesini Çok Tanrılı Pagan bir yapıya eşit tutarak Arapça “Allah” kelimesini dayatmaları yatmaktadır.
“Tanrı sizi korusun bizi Allah korur…” gibi bir ifade nasıl bir zihniyetin ürünüdür?
Buradan hareketle insanlar “La ilahe illallah” cümlesini Türkçeye “Allahtan başka tanrı yok” olarak çeviriyor ve “kur’anda tanrı kelimesi yasaklanmıştır” demektedir.
Peki buradan hareketle ben de “Gök Tengri, Tengricilik” gibi kavramlar ortaya atsam kavram kargaşasına yeni bir boyut getirmiş olur muyum?
Şimdi o cevaba karşılık yazdığım cevabı herkesin okuyup kendince cevapları üretebilmesi ve sorgulaması için aşağıya alıyorum.
“TANRI DEĞİL ALLAH VARDIR O EN GÜZEL İSMİ İLE ALLAHDIR”
Büyük harfle yazdığına göre çok önem verdiğin bir husus olmalı;
Tanrı değil derken kastın ne?
Bana Tanrı'nın yada Allah'ın yada Mevla'nın veya Huda'nın veyahut Rabb'ın veyahut God'ın vs. hangi manada anlamlandırıldığının tanımlamasını yapabilir misin?
Necip Fazıl ve Seyid Ahmet Arvasi bu memleketin genç beyinlerine öyle bir zehir zerk ederek gittiler ki bir türlü panzehirini bulamıyoruz.
Okuyun kardeşim Türk-İslam Ülküsü'nü de Necip Fazıl Külliyatını da okuyun fakat her söylediklerini sorgusuz kabullenmeyin. İtiraz noktalarınız olsun.
Türk Milliyetçiliği diye bir kavramın arkasında görüyorsan kendini Önce Türk gibi düşünmelisin; Türkçe düşünmelisin...

16 Mart 2016 Çarşamba

Madrid'de PSV Taraftarları ve İnsanlık Onuru...

Aslında yazılacak o kadar konu var ama bugün bambaşka bir konuyu, kimsenin aklına bile gelmeyen bir mevzuya değinmek istedim.
Dün akşam “medeniyet”in beşiği gibi pazarlanan Avrupa’da bir kentte bir maç vardı. Bir İspanyol takımı ve Bir Hollanda takımı arasında. Fakat sadece maç olmaktan öte “medeniyet” adına utanç verici bir hikâyeyi barındırdı göğsünde.
Belki eleştiriyoruz, belki kabullenemiyoruz ülkelerinden kaçıp bir başka ülkede sığınmacı olarak yaşamalarını lakin göçmenlik bir sosyolojik olgu. Göçmenler her şeylerini hatta belki onurlarını geride bırakıp göç etmişler fakat onlara olan yaklaşımınız sizin onurunuzu ortaya koyar. Topraklarınızda istemeyebilirsiniz, başlarını sokacak bir küçük yer vermeyebilirsiniz… Bütün bunları onurunuza zrar vermeden de yapabilirsiniz. Dün gece Madrid’de tarih boyu onursuzluklarını her fırsatta ortalığa dökmekten çekinmeyen Avrupa medeniyeti yine onurlarına yakışırca hareket etti.
Geçmişte sömürgeleştirdikleri ülkelerden getirdikleri yerli halkı “hayavanat bahçesinde” sergilercesine para karşılığı sergileyenler dün gece Madrid’de sığınmacı olan göçmenlere bozuk para atarak eğlendiler.
Oysa kendileri bir zamanlar o bozuklukları Birleşmiş Milletlerin “güvenli” ilan ettiği Srebrenica’da Sırplardan almamış mıydı?
Evet Holandalılar ve dün gece Madrid’deki PSV Eindoven taraftarı; Mültecilere dalga geçmek için attığınız o bozukluklar, Srebrenicada Sırplardan aldığınız paralar olduğu için mi kolayca atabildiniz?