
Asarlık, çocukluğumun o büyük erişilmez tepesi. İlk gençlik yıllarımın büyük özlemi. Bu yüzden adını verdim bloğuma ve senin adınla sesleneceğim.
Asarlık, tıpkı senin tepede durup yukarıdan seyrettiğin gibi köyün içindeki ve ovadaki koşuşturmacayı; olaylara içinden değil de tepede durup daha geniş bir açıdan bakabilmeyi çok isterdim.
Bazen isteyerek bazen farkında bile olmadan dalıyoruz köyün içindeki koşuşturmacaya. Şöyle bir adım geri çekilip de bakamıyoruz dâhil olduğumuz şeylere. Öylesine içine dalıyoruz ki; artık bir bütünleşme bizi sarmalayıveriyor. At gözlüğünü takıp koşturuyoruz bize hükmedenlerin önünde. Ama nedense sorgulamak aklımıza gelmiyor. Ben neyim, insan ne için yaşar, zaman hangi zaman umurumuzda bile olmuyor. Sonra da üç kişi bir araya gelince memleket kurtarmaya çalışıyoruz köy kahvesinin camından. Boyumuzu aştığını zannedip de “böyükler bilir” deyip sıyrılıveriyoruz işin içinden.Peki ya kim bu “böyükler?”
Ya böyük bildiklerimizden daha büyük isek?
Düşünebiliyor musunuz peki?
Ben insanım. Düşünebiliyorum, akledebiliyorum. Öyle ise neden “böyükler” bilir. Ben de bilirim
Efendim Asarlık; benim çok sevdiğim Vatan Toprağının çok sevdiğim bir parçası, bir tepesi…
Asarlıktan selam olsun…
Selam olsun bakam, Veli Baba! Aklına, eline sağlık. Hayırlı-uğurlu, uğurlu- kademli olsun. Okuyuvedik gari!
YanıtlaSil